7 Nisan 2013 Pazar

İçimden Geldiği Gibi: Şiir


Bu gece sensizim;
Işığım yok, karanlıktayım.

Bir başkayım bu gece, 
Hiç bir şey istemiyorum, 
Ellerini tutmaktan başka.

Geceler boyu konuşsak da,
Gözlerinin içine hapsolsam da,
Yalnız seninle hayaller kursam da;
Yine de hasretin dinmiyor...




2 Nisan 2013 Salı

Muhallebili Çıtır Kadayıf

Bugün canım eşime bir süpriz yapayım dedim ve daha önce deneyip de beğendiğim bir lezzeti yaptım: Muhallebili Çıtır Kadayıf... Hemen tadtırmak adına çok soğumasını beklemeden hafif ılıkken servis yaptım, ama siz mutlaka soğumasını bekleyin, 3 saat beklediğinde lezzeti daha güzel oluyor.

Malzeme Listesi:
500 gr. çiğ kadayıf
7 yemek kaşığı toz şeker
125 gr (yarım paket) margarin
1 su bardağı irili ufaklı kıyılmış ceviz içi
Muhallebisi için;
1 lt süt
4 yemek kaşığı un
3 yemek kaşığı nişasta
1 çay bardağı toz şeker
1 paket vanilya
1 paket kremşanti
Yapılışı:
Önce muhallebisi için kremşanti ve vanilya hariç diğer tüm malzemeleri karıştırıp, pişirelim. Muhallebi soğurken kadayıfını hazırlayabiliriz. Kadayıfı mümkün olduğunca ince ince doğrayın. Bu aşamayı mutfak makasıyla yapmak çok daha kolay oluyor. Toz şeker ve margarini ekleyip büyük bir tavaya alalım. Altın sarısı bir renk alıncaya kadar karıştırarak kavuralım. Pişmesine yakın daha çabuk kızardığı için kadayıfı yakmamaya dikkat edelim. Kadayıfı ocaktan almadan 2 dakika önce ceviz kırıklarını ekleyip biraz daha karıştıralım. Yağlı kağıt veya streç film serilmiş tepsimize önce kadayıfın yarısını döküyoruz. Arasına muhallebiyi döküp yayıyoruz. En üstüne de kalan kadayıfı döküp üzerini düzleştiriyoruz. Bu aşamada kaşığın tersi ile hafif hafif bastırmak işe yarıyor. Afiyet olsun.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Pazartesi Sendromuna "Kahve"

Çocukluğumdan beri vazgeçemediğim bir tutkudur, kahve. Mis gibi kokusuyla hemen cezbeder beni, hele taze çekilmiş kahve kokusu... Sanırım bebek kokusundan sonra en güzel koku olsa gerek. Bu aralar burun tıkanıklığı ve öksürük nedeniyle bu güzel tadtan ve enfes kokusundan mahrumum.
    
 
Manisa'ya giderseniz Yenihan'a uğrayıp cilveli kahve içmeden asla dönmeyin. Bol köpüklü kahve ve üzerine çifte kavrulmuş badem ortaya müthiş bir lezzet çıkartıyor. Hem de o dayanılmaz sıcakta serinlemek için harika bir yer. Bol bol fotoğraf çekmeyi de ihmal etmemek gerek.
 
Cilveli kahve denmesinin nedeni; gelinlik kızlar kız isteme merasimlerinde yöreye özgü bu kahveyi yapıyorlarmış, üzerine de mutlaka çifte kavrulmuş badem koyarlarmış, yanına da kaşığını. Önce kaşıkla bademleri yiyor sonra közde pişmiş kahveyi yudumluyorsun. Daha ne olsun...
 
 



 


30 Mart 2013 Cumartesi

Sınıf Duvarlarımızı Süsledik

Bu bende bir hastalık galiba... Bomboş duvarları sevmiyorum, illa bir şeyler asmak gerekiyor, öyle rahat ediyorum, mutlu oluyorum. Uzun süredir sınıfım için bir şeyler yapmak istiyordum, sonunda yapabildik... Ufak (!) bir hatamız var onu da pazartesiye düzeltmem gerek, yorgunluktan farkedememişim. (Kesme işaretini koymayı unuttuk !) 
Diğer çalışmalar da; birincisi olasılık çalışmamız. Fanusu ve balık şablonlarını öğrencilere verdim ve kendi akvaryumlarını oluşturup, olasılık sorularını yanlarına yazıp yanıtladılar. Örnek sorular:
1.Fanustan çektiğim balığın kırmızı olma olasılığı kaçtır? Olası - 2/8 gibi
2.Fanustan çektiğim balığın mor olma olasılığı nedir? İmkansız - 0/8 gibi
3.Fanustan çektiğim balığın sarı, kırmızı, turuncu veya mavi olma olasılığı nedir? Kesin - 8/8 gibi
Diğer çalışmamız ise pizza dilimleri ile kesir kavramını öğrenmek. Plastik tabağa pizza dilimlerini koydular ve kesrin birimini yazarak panomuzu hem süsledik hem de eğlenerek öğrenmiş olduk. Şablonları buradan da indirebilirsiniz.





11 Mart 2013 Pazartesi

Çömlekte Peynirli Domates

O kadar basit ki; beyaz peyniri ve domatesi iri iri doğrayıp çömlek kaba koyuyoruz. Üzerine zeytinyağı, kekik ve pul biberi serpip; fırına sürüyoruz. Öyle nefis olmuştu ki, fırından çıkmış halini resimlemeyi unutmuşum; affınıza :))))
Veee bir de bugünün hikayesi: Einstein değil :) Akıllı Şoförü :) 
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;
"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. 
Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş:
"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar. O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş,ben de arka sırada seni dinlerim."
Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş.
Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak."
Netice:
"Akıllı insanlar, akıllı insanlarla çalışır ve insana zekasının yanında uyanıklığı da çok şeyler kazandırır"



10 Mart 2013 Pazar

Blog Gezilerimden Topladıklarım :)

Şu aralar baharatlıktır, saklama kaplarıdır, erzak kutularıdır, taktım vallaha. Nereye baksam çeşit çeşit baharatlıklar, saklama kapları... İşte bu da gözüme takılanlardan.
 


 
 
Merak edenler buyrun siteye...

2 Mart 2013 Cumartesi


                                
                               Birlik
 Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
 Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

 Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
 Meğerki harbe giden son nefer şehid olsun.

 Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
 Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

 Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
 Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,

 Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
 Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

 Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
 Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

                                                 Mehmet Akif Ersoy